Günİçinden - gunicinden.com
» 
Hocalı Katliamı Gerçekleri ve Katliam Görüntüleri
a aa
Tarih : 26 Şubat 2012 11:52
Hocalı Katliamı Gerçekleri ve Katliam Görüntüleri
Hocalı Katliamı Gerçekleri ve Katliam Görüntüleri
reklam

tanıyan ülkeler, Monte Melkonyan,asala,Xocalı soyqırımı,hocalı katliamı,ermenistan,azerbeycan,katliam,rus,kazak,dağlık karabağ,

Hocalı Katliamı, Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti’nın  bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermeniler tarafından toplu şekilde katledilmesi olayı.

 

 

 

“Memorial” İnsan Hakları Savunma Merkezi, İnsan Hakları İzleme Örgütü, The New York Times gazetesi ve Time dergisinegöre katliam,’ın ve 366. Motorize Piyade Alayı’nın desteğindeki Ermeni güçleri tarafından gerçekleştirilmiştir.Ayrıca, Karabağ Savaşında Ermeni kuvvetlere komutanlık yapmış bugünkü Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Markar Melkonyan’ın aktardığına göre kardeşi , katliamın Ermeni güçler tarafından yapılan bir intikam olduğu açıklanmıştır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamı’nı Dağlık Karabağ’ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmiştir.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin resmî açıklamasına göre saldırıda 106′sı kadın, 83′ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azeri vatandışı hayatını kaybetmiştir.

KATLİAM

Dağlık Karabağ bölgesinin en önemli tepelerinden birisinde olan Hocalı kasabası Ermeni güçleri için önemli bir askerî hedef niteliği taşımaktaydı.. KasabaHankendi’le Ağdam’ı bağlayan yolun üzerinde bulunup bölgenin tek havalimanı için üs konumundaydı. Human Rights Watch’ın raporuna göre Hocalı kasabası Hankendi’ni top ateşine tutan Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri tarafından üs olarak kullanıldığı için Ermeni kuvvetler tarafından top ateşine tutulmaktaydı.

Aralık 1991′de Hankendi çevresinde yerleşen ve Azerilerin yaşadığı Kerkicahan kasabasının alınmasından sonra, Hocalı kasabası tamamen Ermeni ablukasında kaldı. 30 Ekim’den itibaren karayoluyla ulaşım kapanmış ve tek ulaşım vasıtası olarak helikopter kalmıştı. 20 Kasım 1991′de Hocavend semalarındaMi-8 helikopterin Ermeni kuvvetler tarafından vurulması ve sonuçda birkaç Azerbaycan devlet resmileri, Rus ve  gözlemciler dahil 20 kişinin ölümünden sonra, hava ulaşımı da kesilmişti. İşgalden önce 1991-1992 kış aylarında Hocalı sürekli olarak bombalanmıştır. Hocalıdan çıkmış mültecilerin İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne söylediklerine göre, bazı durumlarda bombardımanlar açıkca sivil hedeflere karşı yönlendirilmiştir. Saldırı öncesi, birkaç aydır kasaba elektrik ve gazdan yoksundu.

936 km2‘lik alana sahip, savaşdan önce 2.605 aileden ibaret 11.356 kişinin yaşadığı Hocalı kasabası 26 Şubat 1992 tarihinde yağmaya  maruz kalmış ve kasaba tamamen yok edilmiştir. Uzun süre cesetlerin alınması bile mümkün olmadı. Kasaba Alef Hacıyev komutasındaki yaklaşık 160 hafif silahlı kişiden oluşan Özel Polis Gücü (OMON) birlikleri tarafından savunulmaktaydı.İlaveten 200 kişilik savunma kuvvveti mevcuttu.

Ermeni güçleri 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubat’ta bağlayan gecede bölgedeki 366. Alayın da desteği ile önce giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı kasabasında, Azeri resmî kaynaklarına göre, 83 çocuk, 106 kadın ve 70′den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 sakin öldürülmüş, toplam 487 kişi ağır yaralanmıştır. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başları kesildiği görülmüştür. Hamile kadınlar ve çocukların da maruz kaldığı tespit edilmiştir.

Eski  eylemcilerinden Monte Melkonyan, Hocalıya yakın bölgede Ermeni askeri birliklere komutanlık yapmış ve katliamdan bir gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde anlatmıştır. Melkonyan’ın olümünden sonra, Markar Melkonyan kardeşinin günlüğünü Benim Kadeşimin Yolu (My Brother’s Road) başlığıyla ABD’de çikardığı kitapta Hocalı katliamını şöyle tasvir ediyor :
Bir önce akşam 11 civarında, 2.000 Ermeni savaşçısı, Hocalı’nın üç tarafındaki yüksekliklerden ilerleyerek, kasaba sakinlerini doğudakı açılışa doğru sıkıştırmışlar. 26 Şubat sabahına kadar mülteciler Dağlık Karabağın doğu yüksekliklerine ulaşmış ve aşağıdakı Azeri kenti olan Ağdam’a doğru inmeye başlamışlar. Burdaki tepeciklerde yerleşen sivilleri güvenli arazide takip eden Dağlık Karabağ askerleri onlara ulaşmışlar. Mülteci kadın Reise Aslanova İnsan Hakları İzleme Örgütüne verdiği açıklamada “Onlar sürekli ateş ediyorlardı” diye konuşmuştu. Arabo’nun savaşçıları daha sonra uzun zaman kalçalarında taşıdıkları bıçakları kınlarından çıkarakak bıçaklamaya başlamışlar.

Şu anda yalnız kuru çimenden esen rüzgarın sesi ıslık çalıyordu, ve ceset kokusunu uçurması için bu rüzgar henüz erkendi.

Monte üzerinde kadınların ve çocukların kırılmış kuklalar gibi saçıldığı çimene eğilerek “Disiplin yok” diye fısıldadı. O bu günün önemini anlıyordu: bu günSumgayıt Pogromunun dördüncü yıldönümüne yaklaşıyordu. Hocalı stratejik bir amaç olmasından başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.
Hocalıdan önce, Azerbaycanlılar bizim şaka yaptığımızı sanıyordu, Ermenilerin sivil topluma karşı el kaldırmayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu [stereotipi] kırmayı başardık. Ve olay işte bu. Ayni zamanda o delikanlıların arasında Bakü’den ve Sumgayıt’tan kaçanlarında olmasını anlamalıyız.Bugünkü Ermenistan cumhurbaşkanı ve savaş süresinde Karabağ’da Ermeni güçlerine kumandanlık yapmış Serj Sarkisyan’ın İngiliz araştırmacısı ve yazarı Thomas De Waal’a söylediklerine göre :

Biz arkadaşımız Haçatur’la ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağırış çağırışları çok duyulmasın diye, Haçatur çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu. Daha sonra bu 13 yaşındaki Türke atalarının bizim çocuklara yaptıklarını yaptım. Başından, sinesinden ve karnından derisini soydum. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü. İlk mesleğim hekimlik olduğuna göre hümanist idim, bunun için de Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. ruhum halkımın yüzde birinin bile intikamını aldığım için sevinçten gururlanırdı. Haçatur daha sonra ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türkle aynı kökten olan köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir Ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim. Haçatur da çok terlemişti, ben onun gözlerinde ve diğer askerlerimizin gözlerinde intikam ve güçlü hümanizmin mücadelesini gördüm. Ertesi gün biz kiliseye giderek 1915′te ölenlerimiz ve ruhumuzun dün gördüğü kirden temizlenmesi için dua ettik. Ancak biz Hocalı’yı ve vatanımızın bir parçasını işgal eden 30 bin kişilik pislikten temizlemeyi başardık.Karabağ hareketi içerisindeki önemli isimlerden biri olan Zori Balayan ise Ruhumuzun Canlanması adlı kitabında o dönemde Azerbaycan Türklerine karşı işlenmiş olan soykırım suçundan şöyle bahsetmektedir:
Daha sonraki röportajlarda Mutallibov, Ermenileri kendi sözlerini bariz şekilde yanlış yorumlaması gerekçesiyle suçlamış ve sadece, “Azerbaycan Halk Cephesi Hocalı katliamının sonuçlarını kendi siyasi çıkarlarına kullandı” diye söylediğini vurgulamıştır.Ermenistan Maslahatgüzar’ı Movses Abelyan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na Ermenistan Dış İşleri Bakanlığı tarafından takdim ettiği mektupda, Azerbaycan’ın olayı “utanmazcasına kullandığını” söylemiştir. Abelyan, eski Azerbaycan cumhurbaşkanı Ayaz Mutallibov’un Çek gazeteci Dana Mazalova ile yaptığı ve 2 Nisan 1992′de Rusya’nın Nezavisimaya Gazeta gazetesinde yayımlanan röportaja dayanarak, sivillerin kaçışını kolaylaştırmak amacıyla Karabağ’daki Ermenilerin açmış olduğu dağ geçidinden yerli halkın kaçışının Azerbaycan Halk Cephesi militanları tarafından önlendiğini savunmuştur. Ayrıca Abelyan, Ermenilerin Azeri sivillere beyaz bayrak ile kasabayı terketme çağrısında bulunduğunu söyleyen bir Azeri kadınının sözünden alıntı yapan İnsan Hakları İzleme Örgütü Helsinki Watch bölümünün Eylül 1992 raporuna dayanarak, gerçekten Azeri militanlarının kaçmaya çalışanları vurduğunu yazmıştır.

İlaveten, İnsan Hakları İzleme Örgütü İcra Direktörü, sivil ölümlere Karabağ Ermeni güçlerinin doğrudan sorumlu olduğunu, hem kendi raporu hem de Memorialın raporunun Azeri güçlerin sivillerin kaçışını engellediğine ve sivillere ateş açtığına dair argümanı destekleyen herhangi delilin içermediğini ifade etmiştir.

Uluslararası Tepki

İnsan Hakları İzleme Örgütü olayı Dağlık Karabağ Savaşı içerisinde yapılan en büyük katliam olarak nitelemiştir.. Azerbaycan Parlamentosu 1994′te Hocalı’da yaşanan katliamı “soykırım” olduğunu ilan etti.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin 30 üyesi (12 Türkiye, 8 Azerbaycan, 3 Birleşik Krallık, 2 Arnavutluk, 1 Bulgaristan, 1 Lüksemburg, 1 Yugoslavya Federal Cumhuriyeti, 1 Makedonya Cumhuriyeti, 1 Norveç, 1 Polonya) tarafından imzalanan, Ermenistan tüm Hocalıları öldürdüler ve tüm şehri harap ettilerifadesinin de yer alan ve 19. yüzyılın başlarından beri Ermenistan tarafından Azerilere karşı işlenen soykırım olarak tanınmaya adım atılması gerektiğini bütün parlamento üyelere söyleyen 324 nolu bildiri yayımladı..

2009′un Şubat ayında Kaliforniya Eyalet Alt Senatosu’nun üyesi Felipe Fuentes, Azerbaycan cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yazdığı mektupda Hocalı olaylarını Azeri katliamı şeklinde nitelendirerek, kurbanların ailelerine başsağlığını sunmuştur.

Meksika Senatosu, 2011′de Hocalı olaylarını soykırım olarak tanımıştır.

Kaynak: wikipedia

TRT’nin hazırladığı harika belgeselle Hocalı Katliamı’ndan çok özel görüntüler.

DİĞER BELGESEL HABERLERİ

    • Atatürk’ün Bugüne Kadar Duymadığınız En Net Ses Kaydı

      Atatürk’ün Bugüne Kadar Duymadığ...

      Atatürk'ün şimdiye kadar duyulan en net ses kaydı Amerikan Ulusal Arşivleri’nde bulundu. 1958 yılında ABD tarafından hazırlanan ‘Muhteşem Türk’ isimli belgeselde yer alan kayıtta Atatürk’ün sesinin Nutuk...

    • Abdullah Öcalanın Yakalanması ve Yargılanması

      Abdullah Öcalanın Yakalanması ve Yargı...

      Abdullah Öcalan Nasıl yakalandı? Yakalandığında Nereye Sığınmıştı? Yargılandığı Suçlar Neler? Neden İdam Edilmedi? Yakalandığında Ülke Ne Durumdaydı?   Türkiye'nin baskıları sonucu...

    • Şeyh Said İsyanı(Detaylı Bilgi)

      Şeyh Said İsyanı(Detaylı Bilgi)

        Şeyh Said İsyanı, (Dönemin adıyla: Genc Hâdisesi, Şubat - Nisan 1925), Güney Doğu Anadolu'da merkezi yönetime karşı girişilen geniş çaplı ayaklanma. Cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan politikalar ve...

YORUMLAR
Bu Habere 2 Yorum Yapılmıştır.
  • guven diyor ki ;
    26 Şubat 2012 17:20

    hocali katliamini iki gun once televizyondan izledim.bunlari yapanlar insan olamaz. ve simdi ben bu olanlari unutmayacagim.

    • mert diyor ki ;
      26 Şubat 2012 17:22

      aynen güven bey unutmayacağız ve unutturmayacağız